🚨 ZAM İsyanı | ÇARE !

eristiadem

Konsey Acemisi
Konsey Üyesi
Ocak ayında işverenin bize yapmış olduğu zammı düşük bulduk . Toplantı talebinde bulunduk. İşveren bize dövizin baskılandığını , Dolar/Euro'nun en az 70-80 TL olması gerektiğini söylüyor. Dövizin artması demek enflasyon demek . Bunu bilmek için ekonomist olamaya gerek yok. Enflasyon artiktan sonra neyeyim ben yapılan zammı . İşçinin alın terinin hakkını alabilmesi için yok müdür bir formül. Ben geçim sıkıntısıyla uğraşırken ne üretilen TOGG a sevinebiliyorum ne de yapılan köprülere . Çünkü ben alıp kullanamadıktan sonra bana hiçbir faydası yok . VESSELAM
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Ocak ayında işverenin bize yapmış olduğu zammı düşük bulduk . Toplantı talebinde bulunduk. İşveren bize dövizin baskılandığını , Dolar/Euro'nun en az 70-80 TL olması gerektiğini söylüyor.
İşveren haklı dostum. Şu konuda haklı mevcut ekonomide minimum Dolar 70 TL olmalı. Baskılandığı için Faizlerden dolayı bu sıkıntılar yaşanıyor. Serbest Kur ve Düşük Faiz rejimi olsaydı her şey başka olurdu. Sözün özü, sen kendine göre haklısın ama işveren de kendine göre haklı. İşte sistemin zehirli olması bu yüzden, haksız kimse yok. Batan kimse yok. Zehirli bir büyüme var, budama yok. Allah yardımcın olsun.
 
Merhaba. Emekli bir bankacı olarak belirtmek isterim ki;
Düşük faiz e her ülke geçmek ister. Pandemiden sonra biz de faizleri düşürmeyi denedik. Denemedik mi? Tüm dünya Merkez bankaları faiz arttırırken (talep enflasyonu oluşmaması için,) biz de Çin modeli ile büyüyelim dedik. Faizleri üst üste düşürdük Sonuç 3-5 ay içinde %85 enflasyon. Hala yangını söndürmeye çalışıyorlar. Demek ki benim anladığım kadarıyla faizlerle oynamakla enflasyon ile mücadele olmuyormuş. Yapısal ve kalıcı başka tedbirler gerekiyormuş.
 
Ben ekonomist değilim, anlamamda . Ama bildiğim, aklimin yettiği tek bir konu var. Bir ülke tuketteginden fazla üretim yapamadığı sürece ekonomik olarak rahatlayamaz. Ne kadar dışa bağımlı olursan , o kadar cebinden fazla para çıkar. Basit bir örnek sen tohumunu alıp köyünde domatisini dikip uertimini yapınca tüm masraflarını hesapla 1 kilo domates sana kaça geliyor veya gidip manavdan veya markatten hazır domatesi satın aldığında ne kadara geliyor ? Herşeyin başı üretim , üretim, üretim....
 
Ben ekonomist değilim, anlamamda . Ama bildiğim, aklimin yettiği tek bir konu var. Bir ülke tuketteginden fazla üretim yapamadığı sürece ekonomik olarak rahatlayamaz. Ne kadar dışa bağımlı olursan , o kadar cebinden fazla para çıkar. Basit bir örnek sen tohumunu alıp köyünde domatisini dikip uertimini yapınca tüm masraflarını hesapla 1 kilo domates sana kaça geliyor veya gidip manavdan veya markatten hazır domatesi satın aldığında ne kadara geliyor ? Herşeyin başı üretim , üretim, üretim....
Üretimden daha önemlisi, ihtiyaç dışı tüketim çılgınlığı değerli dostum. Bu çılgınlık oldukça ne kadar üretirsen üret, tüketime yetişemez. Sınırlı kaynaklar varken, insanoğlu'nun sınırsız ihtiyaçları vardır der İktisat Bilimi. Ben de bu bilimin doktoruyum. Dediğin doğru üretim şart ama daha şart olan üretimi arttırmaktan ziyade gereksiz tüketimi kısmak.
 
Çalmayacaksın, hak yemeyeceksin, kanaatkar olacaksın, helalinden kazanacak, helalinden harcayacaksın, israfa kaçmayacaksın, yetime, öksüze, yoksula, muhtaca yardım elini uzatacaksın, düşene tekme vurmayı değil elinden tutup kaldırmayı marifet bileceksin, ülkeni seveceksin, dik duracaksın, vatan hainlerine peşkeş çekmeyeceksin, ülkendeki milli askeri siyasi vesaire her gelişmeyi karalayan ve olumsuz görünen durumlarda da olumsuzluğun giderilmesi yolunda çaba sarf etmesi gerekirken bilakis pireyi deve yaparak ülkemizin itibarına zarar vermeye çalışan vatan, millet, ezan düşmanı iç ve dış mihrakların tahribatı karşısında eğilmeyecek, bu mihraklara teşne olmayacaksın, hak, hukuk ve adaleti sürekli gözeteceksin, büyüklerine saygılı olacaksın, küçüklerine sevgiyle yaklaşacaksın, aile kurumunu kutsal bileceksin, aile fertlerini her türlü gelenek, görenek, örf, adet ve inancına aykırı fiiliyattan ve düşüncelerden muhafaza edeceksin, vesaire vesaire vesaire .......
Kısacası toplum yapımızı bu minvalde dizayn etmediğimiz müddetçe gerek maddi gerek manevi zenginliğe ulaşmamız sizce mümkün mü?
 
Bizim bir dil kursumuz var, geçen yıldan bu yana zam yapmadık ki vatandaşın evladı, uygun fiyata dil eğitimi alsın, içlerinden yeni Selçuk Bayraktar'lar, Aziz Sancar'lar yetişsin. Lakin, aldığımız paranın kuş olduğunu kendi gözlerimizle gördük :) Ay sonunu zor getirir olduk. Devletimiz;
1- vergileri makul seviyeye indirirse
2- takibini yaparsa (normal vatandaşlar arasından gönüllü kontrol yapacaklar vardır elbet)
3- usülsüzlük, aç gözlülük yapanların ümüğüne çökerse emin olun herkes rahatlar..

Bizim aidatımız 5k, herkese fatura kesiyorum, sakız alsam faturasını da alıyorum.
5000 içinden, 480 TL KDV (devlet direk alıyor)
kaldı 4500.
4500 içinde %15 gelir vergisi alıyor (675 lira) devletimiz.
kaldı 3800. Buna ek olarak stopajıdır, damga vergisidir o'sudur bu'sudur, onlara hiç girmiyorum bile.

Her ay %2- %3 artan enflasyonu da katarsak kapatıp gitmemiz icap ediyor :D

Velhasıl, işverenler de zor durumda, çalışanlar da zor durumda. Parayı kim kazanıyor, nasıl kazanıyor, biz gibi helalinden kazananlar nasıl ayakta kalıyor, Allahu Alem.. :)
 
Aracı uretıçiyi soyan çakallar şirketler.açiken kalkmalı uretiçi uzununu gelırım gösterilen alana sergileyen satmaya izin verilmeli.yoksa aracıyı kaldırmak istemeyen onları koruyan kişiler haınlerdır .paraya ortaktır işlerine gelmediği için kaldırmıyor bu derde care bulmak istemiyor
 
Üretimden daha önemlisi, ihtiyaç dışı tüketim çılgınlığı değerli dostum. Bu çılgınlık oldukça ne kadar üretirsen üret, tüketime yetişemez. Sınırlı kaynaklar varken, insanoğlu'nun sınırsız ihtiyaçları vardır der İktisat Bilimi. Ben de bu bilimin doktoruyum. Dediğin doğru üretim şart ama daha şart olan üretimi arttırmaktan ziyade gereksiz tüketimi kısmak.
Siyonist ailelerin protokolünde geçen bir madde de şöyle diyorlar: "Yahudi olmayanların sanayisini çökertmek için yahudi olmayanların arasında geliştirdiğimiz lüks yaşam ve borçlanma ile israf anlayışını yaymak mecburiyetindeyiz. Bizler, krallığımıza bağlı iktisatçılarla ülkeleri kusatacağız" işte bizlerde de bir lüks yaşam almış başını gitmiş. Ben müstakil evde oturuyorum. Mahallede rezidans kar da var lüks apartmanlar da 40.000.000 TL para verip rezidans alan adam 20.000- 30.000 TL aidat ödüyor yani kandi evinde kiracı olarak oturuyor. Baksan havasından geçilmiyor ne imiş rezidansta oturuyor. Bu israf değil mi. Buralarda oturanlar iş adamı filan da değil. Adliyede hakim, savcı, üniversitede öğretim görevlisi bu gibi insanlar
 
Selam
Güven veren ekonomi politikası
Merkez bankasının bağımsız hareket etmesi ve enflasyonu düşürmeye odaklı, öngörülebilir kararlar alması önemli görülüyor. İnsanlar ve şirketler “yarın ne olacak?” kaygısını azaltırsa fiyatlama davranışı da sakinleşir.
 
Geri
Üst
Konsey Haberler Akış Mesaj Profil